/** * Project: Oziwa * Author: Oğuzhan BÜYÜK * Year: 2024-2025-2026 */ ?>
Türkiye Nereye Gidiyor?
Bir ülkenin rotası, sadece coğrafi değil; tarihi, inancı ve iradesiyle belirlenir…
Türkiye son yıllarda alışılmış kalıpları yıkan, ezber bozan ve yeni bir jeopolitik kimlik inşa eden bir ülke olarak dikkat çekiyor. Dünyanın dört bir yanındaki büyük güç merkezleri, Türkiye’yi ya bir bloka dahil etmeye ya da belli bir çizgide tutmaya çalışıyor. Fakat Türkiye artık ne bu çağrıların etkisinde, ne de eski rolüne razı.
Çin ve Rusya, Türkiye’nin kendi eksenini kurmaya çalışan bağımsız duruşundan rahatsız.
Ancak Türkiye onlara tabi olacak kadar küçük değil; henüz onlar için açık tehdit sayılacak kadar serbest de değil.
NATO için fazla asi,
BRICS için fazla özgür,
Avrupa Birliği için fazla Müslüman,
Rusya için fazla Türk,
Çin için fazla Türkistanlı,
Amerika için fazla bağımsız.
Bu ne anlama geliyor?
Türkiye’nin klasik ittifak tanımlarının dışında, kendi menfaatlerini önceleyen, çok yönlü ve çok kutuplu bir dış politika yürütmeye çalıştığını gösteriyor. Bu durum da ister istemez büyük güçlerin dengelerini sarsıyor.
Türkiye yeni bir eksen kuruyor.
Ve bu eksen; doğudan batıya, kuzeyden güneye birçok aktörü rahatsız ediyor.
Oysa bu bir yalnızlaşma değil.
Tersine bu, Türkiye’nin tarihini geri alışıdır.
Bu geri alış;
Ne Çin’in hoşuna gider,
Ne Amerika’nın,
Ne Avrupa’nın,
Ne de Rusya’nın…
Çünkü Türkiye artık hiçbir gücün oyuncağı değil.
Ne Doğu’ya boyun eğiyor,
Ne Batı’ya kul oluyor.
Taraf değiliz, merkeziz
Türkiye blok aramıyor.
Blokların peşinden sürüklenen değil, kendi pusulasını çizen bir ülke olmayı seçiyor.
Bazen Rusya ile, bazen Amerika ile, bazen Avrupa’yla çatışıyor.
Bazen hepsiyle aynı anda.
Ama mesele çatışma değil.
Mesele; kararlarını Ankara’da alan bir Türkiye’nin yükselişidir.
Bu yüzden, Türkiye’nin adımlarını sadece günlük gelişmelerle, diplomatik hamlelerle değil; bir tarih okumasıyla anlamak gerekir. Türkiye, sadece yeni ittifaklar kurmuyor. Türkiye, kendi medeniyet hafızasını ayağa kaldırıyor. Ve bu hafıza, dünyaya söylenecek sözü olan bir milletin hafızasıdır.
Bu yüzden;
Türkiye yalnızlaşmıyor.
Türkiye, kendi eksenini kuruyor.
Ve bu eksen, başkalarının tahakkümüne değil, kendi iradesine dayanıyor.
Dünya değişiyor.
Haritalar, dengeler, kutuplar…
Türkiye de değişiyor.
Ama bu değişim, yönünü kaybetmiş bir savrulma değil,
Köklerini hatırlayan bir yükseliştir.
Yani:
Türkiye taraf seçmiyor.
Türkiye tarih yazıyor.
Haber: Mehmet ALPTEKİN