Haber ara

Aydınlık veya Karanlık mod
Politika

SURİYE DENKLEMİ

Suriye'de Pyd dürzi ve nüsayrilerin ülkeyi bölme teşebbüslerine karşı Türkiye'nin tavrı ve tepkisi

2025-08-31 22:51:20 | 2025-12-18 13:45:50

SURİYE DENKLEMİ SURİYE DENKLEMİ Sayın Cumhurbaşkanımızın Malazgirt'teki konuşmasında ''Kılıç kınından çıkarsa kelama yer kalmaz'' demesi bir anda silkinme etkisi yarattı. Mesajın Suriye'ye açık olduğu gayet açık ve netti. Suriye'de Şara Hükumeti ile imzaladığı anlaşmaya rağmen entegre olmayan SDG'ye idi.Anılan örgüt değil sadece Suriye'de problemli olan. Suveyda'da dürziler, Halep, Şam, Lazkiye, Basit, Tartus, Hama ve Humus'ta bulunan Esad yanlısı Nusayri nüfusta fırsatını buldukça yönetime karşı saldırı ve başkaldırıda bulunuyor. Abdullah Öcalan'nın 1973 yılında Suriye'ye geçmesi ve örgütü kurması ile başlayan süreç, akabinde Lübnan'nın kontrolünde örgüte katılımların olduğu süreç ve sonrasında Türkiye ile topyekun savaş durumundan ötürü ülkemizin teyakkuz ve ile ilgili hazırlığı vardı . Örgütün kandile geçmesi ile birlikte ilişkilerin düzeldiğini gördük. 15 Mart 2011 yılında başlayan iç savaşla birlikte varsıllaşan PYD kendi alanında yasadışı eylemlere başlarken, içinden göğerdiği PKK ile birlikte hareket ediyor, talimat alıyordu. Amerika'nın başını çektiği emperyalist ülkeler Türkiye'nin tepkisi ile yeni bir konjonktüre evirmiş gibi göstererek adını SDG (Suriye Demokratik Güçleri) olarak değiştirdi. Aleni bir şekilde PKK'dan aldığı talimatlar , taktikler gözle görülüyorken,pazarlamaya yönelik vaziyetleri ülkemizin tepkisinin çok daha fazla artmasına sebep oldu. Suriye'de gerek dürzi guruplar ve gerek Nusayri kesim, ''düşmanımın düşmanı dostumdur'' mantığına binaen ve emperyalist ülkelerin semirttiği PYD'nin neredeyse şemsiyesi altına girecek oranda, örgütle hareket etmeye başladılar. Başta Amerika ve İsrail olmak üzere, örgüte her türlü silahı vermeleri, eğitmeleri neticesinde 8 maddede anlaşma yapmasına rağmen yeni şartlar öne sürerek sürece sabote etmeye başladı. İsrail'in ayaklandırdığı dürziler ve zaten başkaldırma bahanesinde olan Nusayrilerle birlik olmak birbirlerini kollamak babında duruşları ve kararlılıkları çıktı. İsrail yanlısı açıklamalar ve dürzilerin de PYD gibi özerklik talepleri dillenmeye başladı. Irak sınırları olmak üzere, Suriye topraklarından gelen örgüt mensuplarının ülkemizdeki eylemlerine karşı güvenlik tahkimatı , stratejisi ve insansız silahlı/silahsız hava araçları ile gözden bir şey kaçmadı. Açtıkları tüneller, ülkemize sızmalar konusunda güvenlik hala da had safhadadır. Ele geçirdikleri yerlerdeki, petrol ve zenginlik kaynaklarına çökmesi ve birçok ülkeden aldıkları silahlarla çok ileriye gidince Türkiye operasyon yaptı. Zeytin dalı harekat bölgesinin ellerinden alınmasına karşın elindeki bölgelerde yaşayan arap vatandaşlarını ya göçe, yada kendi egemenliklerinin altına girmeye zorladılar. Suriye'de Esat'ın devrilmesinin hemen ertesi gününde Mit Başkanı İbrahim Kalın'ın ülkeyi ziyaret etmesiyle işlerin yoluna girdiğini gördük. Hemen sonrasında ülkemizdeki mültecilerin vatanlarına dönmesi , asayişin kısmen sağlanması da Türkiye eliyle oldu. Tam asayiş sağlandı derken Nusayrilerin saldırılarda bulunması, dürzilerin de İsrail dürtüsü ile özerklik talebi oldu. Anlaşmalara uymayan PYD'nin de silah aldığı ülkelerin isteği ve talimatı ile özerklik kartını ileri sürmesine kadar olan süreçte Türkiye'nin tahammül durumu sona doğru yaklaştı. Örgüt , dürziler ve nusayrilerin1 Eylül olarak verdikleri tarihte eylem, iç savaş, başkaldırı, özerklik kartına karşı Türkiye teyakkuzda. Suriye'nin bölünmesi demek, İsrail'in bölgeye hakimiyeti ve terör örgütünün yeniden ülkemizin bütünlüğüne kastı demektir olarak yorumlanan direnmeye karşılık Sayın Cumnhurbaşkanımızın''kılıç kından çıkarsa... '' çıkışı sonrası Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in ''hazırız'' neviden açıklaması ülkemiz destekli operasyonun başlayacağının an meselesi olduğunu görmek mümkündür. Haber: Süleyman Aydın