
ŞU AMERİKA
Trump yönetime gelir gelmez, tüccar zihniyeti ile, yada şöyle tanımlayayım; kontrolsüz bir güç olarak hem Amerika'yı, hemde uzanabildiği, sesini duyurabildiği ülkeler üzerine tahakküm kurmaya çalışıyor.
Venezuela yönetimine tabiri caiz ise, gıcık olduğunu hepimiz biliyoruz.Muhalif siyasetçi Juan Guaido da Amerika'dan destek gördü, hatta senatoda ayakta alkışlandı ve konuştu ama, yinede Nicolas Madur'yu deviremedi. İçinde bir uhte olarak kaldı. Bir kere kafasına yönetimi devirip bir kuklayı getirmenin hesabını yapan ülke duracağa benzemiyor. Uyuşturucu kartelleriyle mücadele bahanesi ile Karayipler’e bir denizaltı ve 7 savaş gemisi göndermesine karşın Venezuela çok sert bir şekilde tepki gösterdi. "Amerika Venezuela'ya asla giremez ve eskisinden daha güçlüyüz" diyen Maduro savaş kıyafetlerini giyerek savaşa hazır olduğunu gösterdi.
Çin, Rusya, Venezuela başta olmak üzere bir çok ülke ile ilgili özellikle gümrük vergilerini yükseltme babında yaptırım uygulayan kararları alan Trump, kendi belirlediği yönetiminden onay alıp almadığını bilmiyoruz ama ortadaki gerçek, kontrolsüz güç olduğu artık alenileşmiş durumda.
Durduk yerde Arap ülkelerine de tehditler, yaptırımlar uygulayan Trump'ın , İsrail ile alakalı tutumu da karakterine tam da denk geliyor. Bir gün İsrail'in Başbakanı Bünyamin Netanyahu'ya bağıran, ertesi gün Gazze'ye karşı İsrail'e silah göndermesine artık akıl sır ermiyor. Gazze'nin abluka altına alınmasına "çocuklar açlıktan ölüyor" diyen Başkan sonrasında rehineler üzerinden Gazzelileri haksız pozisyona düşürüyor.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, ülke genelinde sığınak yaptırması da savaş tehdidi olduğundan cesaretle, yapılan hazırlıkların aslında Amerika'nın dengesiz tutumundan kaynaklandığı anlamını taşıyor. Yanı başımızda; Suriye'deki iç karışıklık ve ülkeyi bölme vaziyetini de aynı ülkeye ithamda bulunmada bir beis yoktur zira, Amerika'nın Suriye özel temsilcisi James Jeffrey'in önce "Pyd'ye bir devlet sözümüz yok" demesi üzerinden daha bir kaç gün geçmeden özerkliğin bir alt yönetim seçeneğininden söz etmesi aynı dengesizliğin tezahürüdür.
Neresinden bakarsanız bakın, şu Amerika kendi içindeki dengesizliği içselleştirdiğini özümsemiş bir halle , dünyanın çarkına müdahale etme sevdasında. Sonuç; hesabını, faturasını da insanlar bir gün mutlaka kesecekler. Afganistan'a yıllarca hükümranlık kurması da bir gün ansızın arkasına bakmadan ıraması da hepimizin bildiği konudur. ABD askerinin kaçtığı uçağa tırmanarak kurtulmaya çalışan halk da işgalci gücün inisiyatifinde hareket ettikleri için, bedelinin ağır olduğunu gördüler.
Haber: Süleyman Aydın