Cumhuriyet’in 102. Yılı: Özgürlüğün Adı Türkiye
Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 102. yıl dönümü. 29 Ekim 1923’te Mustafa Kemal...
/** * Project: Oziwa * Author: Oğuzhan BÜYÜK * Year: 2024-2025-2026 */ ?>
Boğazlarımızda Sessiz Tehdit: Gölge Tanker Filosu İstanbul’u ve Türkiye’yi Felaketin Eşiğine Sürüklüyor
Dünya, Rus petrolüne uygulanan yaptırımların etrafından dolaşmak için kurulan “gölge tanker filosu”nu engellemeye çalışırken, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı başta olmak üzere Türkiye’nin hayat damarı niteliğindeki suyolları her gün ölümcül bir riskle karşı karşıya bırakılıyor. Yaşlı, bakımsız ve sigortası tartışmalı onlarca tanker, milyonların yaşamını, ülkemizin deniz ekosistemini ve ulusal güvenliğini tehdit ediyor!
2022 sonunda Türkiye’nin getirdiği sigorta teyit mektubu şartı kısa süreli bir sıkışıklık yaratmış, ancak birkaç hafta içinde yapılan geçici anlaşmalarla bu önlemin etkisi neredeyse sıfırlanmıştı. Bugün gelinen noktada, her ay onlarca gemi “gri filo”ya ekleniyor, her yeni yaptırım hamlesi ise riskli tonajı Boğazlarımızın üzerine yığıyor.
Gölge filonun yöntemleri karanlık!
AIS karartması ve sahte konum yayınları.
Gemi isim ve kimlik değiştirmeleri.
Şirket devirleriyle iz kaybettirme.
Açık denizde yasa dışı gemiden gemiye (STS) aktarmalar.
Bu teknikler, uluslararası denetimi devre dışı bırakıyor; bir kaza anında sorumluların bulunmasını imkânsız hale getiriyor. Ege’de Laconia Körfezi’nde yapılan onlarca STS operasyonu, Avrupa Birliği sularında dahi göz göre göre gerçekleşiyor.
Filonun yaş profili ürkütücü! Ortalama yaş 18–20 yıl; bazıları 30 yıla yaklaşmış tankerler hâlâ aktif kullanılıyor. Bu gemiler, metal yorulması, ekipman arızası, yangın ve patlama riskiyle adeta saatli bomba gibi Boğazlarımızdan geçiyor. Daha da vahimi, bu gemilerin bir kısmı uluslararası güvenilir sigorta kulüplerinin kapsamı dışında.
Risk, teoride kalmadı; defalarca gerçeğe dönüştü!
2 Mart 2024’te Kuzey Avrupa’da Andromeda Star adlı ham petrol tankeri ile Bulgar bayraklı Peace’in çarpışması, bu karanlık filonun nelere yol açabileceğini dünyaya gösterdi. Şimdi düşünelim: Aynı çarpışma İstanbul Boğazı’nda yaşansa, milyonlarca insanın hayatı, Marmara Denizi’nin ekosistemi ve ülke ekonomisi onlarca yıl sürecek bir felaketin içine düşmez mi?
Montrö rejimi, seyrüsefer özgürlüğü ile güvenlik arasında hassas bir denge gerektiriyor. Fakat mevcut tablo, artık bu dengeyi imkânsız hale getiriyor. TÜDAV’ın kapsamlı araştırmaları, İstanbul Boğazı’nda meydana gelecek büyük bir petrol döküntüsünün kalıcı ekolojik yıkım ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp anlamına geldiğini ortaya koyuyor.
Türkiye, 2022’de getirdiği sigorta şartıyla doğru bir adım atmıştı. Fakat gri filonun karmaşık yapısı, tek bir belge kontrolünün ötesinde güçlü, kalıcı ve sert denetim mekanizmaları gerektiriyor. Aksi halde, tek bir hata tüm dünyayı etkileyecek bir çevre ve güvenlik krizine dönüşebilir!
Bu tablo, yalnızca dış politika ya da enerji meselesi değildir. Bu, İstanbul’un güvenliği, Marmara’nın sağlığı ve gelecek nesillerin yaşam hakkı meselesidir. Türkiye’nin, Boğazlarından geçen riskli tankerler için anında uygulanacak yeni kurallar koyması kaçınılmazdır:
Gerçek zamanlı AIS denetimi,
Yüksek riskli gemilerde zorunlu eskort ve pilotaj,
Açık deniz STS operasyonlarının sıkı denetimi,
P&I sigortasının sahici ve teyitli olması.
Bugün atılmayan her adım, yarın telafisi olmayan bir bedel olarak karşımıza çıkacaktır. İstanbul’un kalbinden, dünyanın gözü önünde akacak bir damla petrol, sadece Türkiye’yi değil, tüm gezegeni sarstığında artık çok geç olacaktır!